islammektebi

islami paylaşım platformu
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
İslamMektebi Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi Ara. 17, 2016 12:19 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:18 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:17 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:14 pm
Salı Mart 25, 2014 9:20 pm
Salı Mart 25, 2014 9:18 pm
Salı Mart 25, 2014 9:08 pm
C.tesi Ara. 28, 2013 7:58 am
Salı Ara. 17, 2013 12:28 am
Salı Ara. 17, 2013 12:25 am

İnsan okur; lakin ne okur?

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Süper Moderatör
Süper Moderatör
avatar
Kadın
Yaş : 36
Kayıt tarihi : 29/11/08
Mesaj Sayısı : 264
Nerden : İzmir
İş/Hobiler :
Lakap :

MesajKonu: İnsan okur; lakin ne okur? Salı Ağus. 18, 2009 11:51 pm

İnsan okur; lakin ne okur?


“Okuma” işini iyi beceren bir toplumuz. Türkü okuruz mesaj okuruz dudak okuruz niyet okuruz meydan okuruz nihayetinde adamın canına okuruz. Bu tür okumalar bizi o kadar meşgûl eder ki kitap okumaya fırsat bulamayız. “Şimdi oku mezarda okuyamazsın” diyen merhum Zübeyir Gündüzalp’in uyarısını dinlercesine bir köşede elindeki kitabının dünyasına kendini kaptırmış insanlar da yok değildir. Bu yazı kitapların gizemli saraylarından birinin kapısını aralayabilenler için “niçin okuruz?” sorusundan ziyade “neyi okumalıyız?”ın cevabına yönelik bir denemedir.


Niçin kitap okuruz? sorusunun cevabı birçokları için bir muammadan ibarettir. Niçin okuduğunu bilmeyen ne okuması gerektiğinden bihaberlerle hiç okumayanların çoğunlukta olduğu bir coğrafyada yaşıyoruz. Sokrat’ın “sorgulanmamış hayat yaşanmaya değmez” dediği gibi; sorgulayamadığımız hayatın anlamı üzerinde kafa yoramadığımız bir keşmekeşin içinde yüzerken elimize geçen kitaplar da rastgele sıradan ve öylesine oluyor çoğunlukla. Oysa kitap okuma hayatın her anına yaymamız gereken ne kadar ciddi bir işse okuyacağımız kitapların seçimi de bir o kadar ciddi bir iştir.


Ünlü yazar Sartre “Edebiyat Nedir?” adlı eserinde “Niçin yazıyoruz?” sorusuna şu cevabı verir. “Herkesin kendine göre bir nedeni var. Şunun için sanat bir kaçıştır. Öbürü içinse bir fetih yolu.” Edebiyat dünyası bu düşüncesinin izleriyle doludur. Kimileri için edebiyat gerçekten bir kaçıştır. Realiteden toplumdan insandan hatta kendinden kaçış. Kimileri içinse edebiyat birçok fetihlerin anahtarıdır. Tahakküm altındaki ruhları çevreleyen demir zincirleri yüz kapılı bir saraya benzeyen insan kalbinin bütün kapılarını teker teker açacak bir anahtar sosyal hayatı düzenleyen prensipleri va’zedecek ve insanları yönlendirecek bir irşad vasıtası… Kitap bu değil midir? Cemil Meriç’in ifadesiyle “kitap kâinata açılan kapı”dır. Bu bağlamda “muallimlerimiz bize Allah’tan bahsetmiyorlar” diyen gençlere “muallimlerinizi değil okuduğunuz fenleri dinleyin” diyen Bediüzzaman’ın sözü neleri nasıl okumamız gerektiği hususunda ne güzel bir kılavuzdur.


Ne okumalıyız? sorusunun cevabı kitap okumaktan daha önemlidir bu bağlamda. M. Akif’e İranlıların en büyük şairi olarak kabul edilen Firdevsî hakkında fikri sorulduğunda şu cevabı verir. “Meselâ Avrupalılarca dünyaya gelen şairlerin Homer’den sonra en büyüğü tanılan Firdevsî’yi ne yapayım? Altmış bin beyitlik Şehnâme’si (Sâ’di’nin yazdığı) Bostan’ın yedi sekiz beytine varan iki hikayesi kadar insaniyete hizmet edebilmiş midir?”


İnsana ve insanlığa hizmet eden kitaplar okunmalı. İnsana ve topluma yol gösterici olan bunlara fayda sağlamayı gaye edinmiş kitapları almalıyız elimize. Kitaplar da birer kişilik değil midir? Kişiliksiz neye ait oldukları ve neye hizmet ettikleri belli olmayan kitaplardan; bilhassa “bahnameler”den uzak durmalı değil miyiz? Yüz elli yıldır kişiliksizliğin ihanetini yaşayan bir ülkenin çocuklarıyız. Batılılaşma fikriyle Avrupa’ya ilim tahsiline gönderilen Abdullah Cevdet gibi “şebab-ı münevver!”lerin Batıdan birçok hamüle-i fünûn (ilim yükü) ile dönmesi beklenirken İslam ve Peygamberimiz (asm) için baştan sona garazkarâne iftira ve isnadlarla dolu hezeyanlar deryası bir eser olan “Tarih-i İslâmiyet” tercümesiyle dönmelerine şahit olmadık mı? Böyle kitaplarla fitne tohumları genç beyinler üzerine saçılmaya başlanmadı mı?


Hâkimiyet-i Milliye’de “Bugünün neslini Avrupa kültürü ile yetiştireceğiz. Ona her şeyden önce klasik bir sanat terbiyesi vereceğiz. Yunan ve Latin sanatından başlayarak Avrupa kültürünün sanat numunelerini ve sanat tarihini öğreteceğiz. Bu suretle liseyi bitiren bir Türk genci Nef’i’yi Baki’yi Nedim’i anlamayacak fakat Hommer’i Sheakespeare’i Rasin’i Schiller’i tadacak. Hangi millete mensup olursa olsun her Avrupalı genç bunları bilir fakat Nef’i’yi tanımaz. Nef’i’yi tanımamak Avrupalılık için bir noksanlık değildir Türkçülük için de. Fakat Goethe’yi bilmemek büyük bir boşluktur.” diyen Vedat Nedim Tör gibilerinin dünya görüşlerinin resmileştiği kitaplaştığı bir sistemin “sanat eseri” diye önümüze koyduklarıyla yetişmedi mi nesiller? Bu yüzden okuma ameliyesinden çok daha önemlidir ne okuyacağımız.


Mustafa Miyasoğlu’nun işaret ettiği şekilde “Edebiyatı bir ahlâk ahlâkı da bir iman meselesi olarak ele almak zorundayız.” O halde Bediüzzaman’ın “Edipler edepli olmalı hem de edeb-i İslamiye ile müteeddip olmalı” uyarısınca iman hakikatlerinden süzülmüş güzel ahlak ve edebi işmam eden eserler okunmalı. Hayâ sermayesini eserlerinde hazineye dönüştüren ediplerin eserleri okunmalı.
İnsanların “Hangi derdim söyleyeyim bilmem ki/Dağlarca derdim var benim” dediği günübirlik kaygıların geçim derdinin insanları bunalttığı bir ortamda insanlığa hakiki saadeti tattıracak kıvamdaki lezzeti içinde barındıran kitaplar okunmalı. Mevlânâ’nın Mesnevi’sinden Yunus’un “Dört kitabın ma'nisi/Bellidir bir elifte/Sen elifi bilmezsin/
Bu nice okumaktır” diye işaret ettiği “elif”i anlatanlar okunmalıdır. Bu yüzyılın son asrın edebi coğrafyasının kısırlaşmış topraklarına takılmadan yüzyılları aşan zaman dilimleri içinde bizlere sunulmuş bizi biz yapan bizi anlatan bizim kitaplarımız okunmalı.


“Ne gelenden haberim var; ne gidenden haberim/Serseri kevne geleden beri sersem gezerim” düşüncesine sahip âvârelerin hayal dünyasını ya da yıkıcı öldürücü insanları fıtratları dışındaki bir yola sürükleyici fikirlerin menbaı olabilecek kitaplardan uzak durmalı. Tanzimat’tan itibaren görüldüğü gibi kendilerini münevver niteleyerek toplumu irşad ettiklerini topluma yol gösterdiklerini milleti muasır milletler seviyesine ulaştıracak fikirlere sahip olduklarını iddia edenlerin bizleri hangi uçurumların eşiğinde bıraktıkları artık sır değildir. Kitapsızlık inançsızlık başıboşluk… İnsan başıboş bir varlık olsaydı belki bu fikirler mazur görülebilirdi; fakat heyhat!…



Ahmet Dursun
izmirliii... Kullanıcısının İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

İnsan okur; lakin ne okur?

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
islammektebi :: İslami Genel Konular :: Makaleler -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blogunuzu yaratın