islammektebi

islami paylaşım platformu
 
AnasayfaSSSAramaKayıt OlGiriş yap
İslamMektebi Son Konular
Konu Yazan GöndermeTarihi
C.tesi Ara. 17, 2016 12:19 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:18 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:17 pm
C.tesi Ara. 17, 2016 12:14 pm
Salı Mart 25, 2014 9:20 pm
Salı Mart 25, 2014 9:18 pm
Salı Mart 25, 2014 9:08 pm
C.tesi Ara. 28, 2013 7:58 am
Salı Ara. 17, 2013 12:28 am
Salı Ara. 17, 2013 12:25 am

ÖĞRENMEYİ BİLİYORMUYUZ 2 "GAYE"

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek
Yazar Mesaj
Üye
Üye
avatar
Erkek
Yaş : 44
Kayıt tarihi : 01/10/09
Mesaj Sayısı : 5
Nerden : sivas
İş/Hobiler :
Lakap :

MesajKonu: ÖĞRENMEYİ BİLİYORMUYUZ 2 "GAYE" Salı Ağus. 17, 2010 12:00 pm

GAYE
“Onlar, ayakta dururken,otururken,yanları üzerine yatarken (her vakit)Allah’ı anarlar,göklerin ve yerin yaratılışı hakkında derin derin düşünürler (ve şöyle derler:) Rabbimiz! Sen bunu boşuna yaratmadın. Seni tesbih ederiz. Bizi cehennem azabından koru! (al-i imran191)
(Resulüm!) Biz seni alemlere ancak rahmet olarak gönderdik.(enbiya107)
Ben insanları ve cinleri, ancak bana kulluk etsinler diye yarattım.(zariat56)
Yüce rabbimiz kur’anın birçok ayeti celilesinde muhatabına GAYE den bahseder. Kainatta hiçbir şeyin boş yere yaratılmadığını, hiçbir olayın tesadüfi olmadığını, gayesiz ve amaçsız hiçbir olayın cereyan etmediğini bizlere öğretir. Gayesiz ve amaçsız, karıncanın yürümediği, çiçeğin açmadığı, bir kar tanesinin dahi düşmediği alemde, en yüce en akıllı varlık olan insanın gayeden yoksun yaşaması kendisi için bir hak olabilir mi? Ancak çalıştığının karşılığını alacak, başı boş bırakılmayacak olan insan, kendisine bir hak olarak görse bile, maddeten ve mağnen kaybetmiş olmanın gerçek sebebi olmaz mı?
Öğrenmeyi öğrenme yolculuğumuzun ilk adımı gayemizdir. Eşyanın görebildiğimiz en büyüğünden, göremediğimiz en küçük zerresine kadar, varlığının bir gayesi olduğuna göre, biz insanoğlunun zihninin başköşesinde de net bir gayesi olmalıdır.
Amaçtan ve gayeden yoksun bir hayat, hedefi olmayan kurşun, dümeni olmayan gemi gibidir. Herkesin elbette bilinçli veya bilinçsiz bir gayesi vardır. Hiçbir amacım yok diyen insanlar bile, kendisini rüzgarın esintisine bırakırda, şu hayat yolculuğunda, oradan oraya savrulurken, amaçsızlığı gaye edinmiş olmazlar mı? Mutluluk ve saadeti kendimiz için en doğal hak ve asıl meselemiz olarak görüyorsak bunu bize kazandıracak olan şey doğru ve faydalı bir gaye ile yaşamaktır. İnsan gayesiz ve amaçsız yaşayabilir mi? Elbette ki yaşayamaz ve yaşamamalı da. Karnı acıkan bebek ağlar ki, karın açlığı giderilsin veya bir ihtiyacı karşılansın. Küçücük bir bebek bile, yüce yaratıcının doğal bir öğretisi olarak ağlamayı vasıta yapıyor, mutluluğa ulaşmayı gaye ediniyorsa, yetişkin olduğunda gayeyi neden unutsun?
Öyle ise büyük insan toplulukları, neden amaçsızlığı gaye edinmiş bir hayat tarzını benimseyerek yaşar ki? Aslında gayesizlik diye bir şey yoktur, yanlış gaye vardır. Bu noktada uzun araştırma yapan uzmanlar şu gerçeği ortaya çıkarmışlar; “insanın ortaya koyduğu her hareketin altında pozitif bir gerekçe yatar”. Bu pozitif gerekçe kendisini mutlu edecek sonuca ulaşmaktır. Bilinçaltı yaptığı her hareketin doğruluğuna inanır. Yapana göre doğru olduğuna inanılan şey, başkalarına göre ne kadar yanlış olursa olsun önemi yoktur. Bazı çocukların istekleri yerine gelmeyince, kafalarını duvara vurarak veya başka bir şekilde kendilerine zarar vererek ağladıklarına şahit olmuşunuzdur. Aklı selime göre abes olan bu hareketin altında yatan pozitif gerekçe; kendisi acı çekerken aslında ebeveyne acı çektirmek ve bu yolla amacına ulaşmaktır. Bilinçaltının doğru olarak verdiği komut; intihar, ateşe girmek,cana kıymak,başkasını üzmek veya aklı selime göre ne kadar negatif bir eylem olursa olsun, yapan için doğrudur,pozitiftir ve kendisini mutlu edecek hareket o dur. Çünkü amaca ulaşma (mutlu olma) yöntemini bu şekilde seçmiştir o. Ama bu olması gereken doğru değildir elbette ki. Biz insanoğlunun akli kapasitesi de bir yere kadar olur. Doğru ile yanlışın bir birine karıştığı ve aklımızın durduğu işte o noktada ilahi ışık yolumuzu gösterir. Tabî ki bizi yaratan bizi bizden iyi bilir.
Peygamber efendimiz (sav) bize bu gerçeği şöyle anlatır:”sizinle benim durumum şu ateşe koşan böceklere benzer. Böcekler ısınmak için ateşe koşarlar, ateşi yakan da onlar ateşe girmesinler diye çöple uzaklaştırmaya çalışır.” Çünkü böcek “ısınmaya gidiyorum” diye ateşin içine giriyor ve yanıyor. Burada böceğin amacı ile olayın sonucunun ne kadar farklı olduğunu görüyoruz. Evet… İnsan mutlu olma adına seçmiş olduğu gaye ile sonuçta büyük hüsrana düçar olabiliyor.
Gayemizdeki saklı gerçek mutluluktur… İnsanlar gayesini iyi tespit edemeyip, ilahi ışığın aydınlığına bakmadıkları takdirde saadete asla ulaşamazlar. Halbuki, yapılan ve seyredilen her müsabakanın, alınan ve alınmak istenen her diplomanın, yapılan ve yapılacak her referandumun, kıyılan her nikahın, açılan her boşanma davasının, erken saatte sıcacık yatağını terk edip mesleğini sevmediği halde çalışmaya devam edilen işin, maddi imkanları olmadığı veya çok kısıtlı olduğunu bildiği halde, kredi illetine girerek eşyayı, otomobili, evi değiştirenin, ayrılığı “çok acı” dediği halde kızına gelinlik giydirip evinden gönderen annenin, “gurbet çok acı” dediği halde gurbete giden babanın, uykusuzluğun eziyetine rağmen, herkesin uyuma anında uyanıklığı tercih edip seccadesinde sabahlayan muttakinin, eroinmanın, sarhoşun, kumarbazın, hiçbir iş yapmadan günaşırı uyuyan miskinin… hasılı her eylem sahibinin olmak istediği şeyin aslıdır mutlu olmak. İnsan ne yaparsa yapsın her ne düşünürse düşünsün, gayesi mutlu olmaktır. Her dinin özündeki, her ekolün merkezindeki, her sistemin olgusundaki esas, insana sonsuz mutluluk vaadidir. Gel gör ki, sonunda mutluluk vadeden ne kadar çok yol olursa olsun yalnız bir tanesi gerçek mutluluğu kazandıracak yoldur, o da Allah’ın razı olduğu yoldur.
Bizi var eden, varlığımızı devam ettiren, dünyadaki varlığımıza son verecek, tekrar tüm insanlığı toplayarak hesap alacak olan O dur. Bizlere sonsuz mutluluğu veya sonsuz hüsranı kazandıracak sorgunun cevabını verebilmiş olabilmek ve bunu asıl gaye edinmek, hayatımızın en öncelikli konusu en önemli kararıdır.
İşte bu ana gaye altında, beşeri hayatımızdaki diğer gayemizi seçeriz. Bu seçimi yapmak da esas gayenin öneminden gelir. Kendimize sormamız gereken soru şudur: “neyim… ne olmalıyım”. Olmamız gereken şeyi; yeteneklerimiz, kapasitemiz, fiziksel ve sosyal imkanlarımız doğrultusunda seçeriz. Meslek veya sanat olarak yapacağımız bu seçimin sınırı olmadığı gibi hayalimizin sınırı da yoktur. Bununla beraber çabamızın boşa gitmemesi için, seçtiğimiz gayenin şu kriterlere uygun olması gereklilik arzeder: “faydalı olmalı, tutarlı (yazıya dökülebilir) olmalı, ulaşılabilir olmalı, elde edilmesi için ödenecek bedelin sizde bulunuyor olması gerekir”.
Kıssadan hisse olarak bir meslek sahibinin hikayesi anlatılır, şöyle: padişahın birisine yetenekli bir adamdan bahsedilir. Adam iki metreden attığı ipi iğnenin deliğinden geçirmektedir. Padişahın ilgisini çeker, saraya çağırır ve yapmasını ister. Adam gerçekten attığı ipi iki metreden iğne deliğinden geçirir. Padişah ona bir kese altın verilmesini ve yüz sopa vurulmasını emreder. Çevredekiler sorar: efendim keseyi anladık ama bu sopa neden? Padişah cevap verir.”adam gerçekten yetenekli, bu yüzden bir kese altın verdim ama bu yeteneğini faydalı başka bir işe harcamadığı için ceza olarak yüz sopa emrettim. Bu becerinin ne kendine nede topluma bir faydası olmaz ki” demiş. Haksızda sayılmaz. Allah bilir sizde ne yetenekler var ama nerelerde kayboluyor ne için harcanıyor…
Bununla birlikte sizden önce, sizin hayal ettiğiniz şeyi gerçekleştiren ve başarmak istediğiniz şeyi başaran olduysa siz neden başaramayasınız? Zengin olamamaktan korkma, olabilirsin yeter ki hedefin Hz Osman gibi olsun; lider olamamaktan korkma, olabilirsin yeter ki hedefin Selahaddin-i Eyyubi, Fatih Sultan Mehmet gibi olsun; mimar ol ama hedefin Mimar Sinan gibi olsun; matematikte, fizikte, tababette otorite ol, yeter ki gayen Ali Kuşçu, İbn Sina, Harezmi gibi olsun. Onda olan sende varsa ve sen başarılamayacağını düşünüyorsan, sana engel olan senden başkası değildir. Elbette ki, gayeye ulaşma sadece istiyorum demekle olmaz. Bu vuslat, doğru gayeyi görmek, onu istemenin ötesinde arzulamak ve bedelini ödemeye hazır olmakla olur ki, ödeyebileceğiniz bedel sizde varsa olur.
Kendimizi engellerin çokluğuna inandırıp, kendi kendimizi sabote etmemizin bir anlamı yoktur. Yıllar önce yani çocukluğumuzda, yapabileceğimize inandığımız şeyler ne kadar çok iken, içinde yaşadığımız sosyal ve kültürel yapının bizlere öğretisi, maalesef yapamayacaklarımızı öğrenmemize sebep olmuştur. Bu sebeple her zaman negatif düşünmeyi, meselelere olumsuz tarafından bakmayı pasif öğrenici olarak öğrenip uyguladık, ufkumuzu daralttık ve yeteneklerimizi körelttik. Geçmişimizle övünüp oyalanmanın zamanı değil ama bizim tarihimiz büyük gayeye inanıp da, büyük düşünen, büyük bedeller ödeyen ve ismini tarihin sayfalarına kazıyarak yazan nice kahramanlar, bilginler, büyükler ve liderlerle doludur. Onların bizlere ispatladıkları şey; bizlerinde aynı başarıyı gösterebileceğimizden başkası değildir. Yeter ki doğru gaye uğrunda, fedakarca, badelini ödeyerek, yılmadan, inanarak yola çıkalım.

Asıl gayeyi önüne al; kendine bir hedef seç, korkma! bedelini göze al, yola çık, sabır ve sebatla devam et; saadete er.
YAZAR: ERGÜN DOĞAN 'DAN ALINTIDIR
seyyah Kullanıcısının İmzası


En son seyyah tarafından Perş. Ağus. 19, 2010 9:25 pm tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Üye
Üye
avatar
Erkek
Yaş : 44
Kayıt tarihi : 01/10/09
Mesaj Sayısı : 5
Nerden : sivas
İş/Hobiler :
Lakap :

MesajKonu: Geri: ÖĞRENMEYİ BİLİYORMUYUZ 2 "GAYE" Salı Ağus. 17, 2010 12:02 pm

DOĞRU GAYE ÜZERİNDE RABBİM HEPİMİZİ DAİM EYLESİN
seyyah Kullanıcısının İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Üye
Üye
avatar
Kadın
Yaş : 29
Kayıt tarihi : 31/12/08
Mesaj Sayısı : 18
Nerden : istanbul
İş/Hobiler : Ön-Muhasebe
Lakap : ÇİÇEK

MesajKonu: Geri: ÖĞRENMEYİ BİLİYORMUYUZ 2 "GAYE" C.tesi Eyl. 04, 2010 2:30 pm

Öğrenmeyi öğrenme ...Öğrenmeyi istemek
Emek olmadan yemek olmaz... insanın içindeki dürtüleri uyandıran
hadi kalk sende yapabilirsin dedirten bi yazı olmuş...


sen düşünceden ibaretsin.
geriye kalan et ve kemiksin.
gül düşünür, gülistan olursun.
diken düşünür, dikenlik olursun.
yeliz Kullanıcısının İmzası
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör

ÖĞRENMEYİ BİLİYORMUYUZ 2 "GAYE"

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var: Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
islammektebi :: İslami Genel Konular :: Makaleler -
forum kurmak | © phpBB | Bedava yardımlaşma forumu | Haberleşme | Suistimalı göstermek | Ücretsiz blog